Koca Yusuf - Nam-ı Diğer ``Korkunç Türk``

Hayatı, Sporculuğu ve Kültürel Mirası

Koca Yusuf, Bulgaristan’ın Şumnu bölgesine bağlı Karalar (bugünkü Çerna) Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Babasının adı İsmail, annesinin adı Ayşe’dir. Doğum yılı konusunda farklı kaynaklarda 1857, 1858, 1865 veya 1866 yılları belirtilmektedir. Araştırmacı Mecit Sağır, bu tarihleri değerlendirerek 1860 yılını en makul tarih olarak kabul etmektedir.

Erken Dönemi ve Fiziksel Gücü

Koca Yusuf’un olağanüstü fiziksel gücüne ilişkin çeşitli halk anlatıları mevcuttur. Rivayete göre, Şeytancık’tan Karalar Köyü’ne dönerken “Çukur Etkinlik” denilen mevkide büyük bir taş bulmuş, bu taşı öküz arabasına yüklemiştir. Taşın ağırlığı nedeniyle arabanın kırılması üzerine, Yusuf taşı yaklaşık 800 metre yuvarlayarak evine taşımıştır. 2009 yılında çıkan yangında evi tahrip olunca, söz konusu taş yeniden düzenlenen Koca Yusuf Anıtı’nın yanına nakledilmiştir.

Kırkpınar Dönemi

Koca Yusuf, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne ilk kez 1882 yılında Ortaköy’de katılmıştır. Yarışmalara “Büyük Orta” boyunda başlamış, sonraki turlarda “Başaltı” boyunda güreşerek birinci olmuştur. 1885 yılında ise Kırkpınar Başpehlivanı unvanını kazanmıştır.

Avrupa Dönemi

1894 yılında Avrupa’ya giden Yusuf, Paris’te minder güreşinin kurallarını öğrenmiş ve dönemin ünlü Avrupalı güreşçileriyle karşılaşmıştır. 1,88 metre boyunda ve 144 kilogram ağırlığında olan Koca Yusuf, güçlü fiziği ve hızlı teknikleriyle dikkat çekmiştir.

Antrenmanlarda bile yenilmeden güreşmeyi ilke edinmiş, “yenişme olmayan” karşılaşmaları kabul etmemiştir. Paris’te yaptığı güreşlerde, Fenelon, Furnier, Dumont, Pol Pons, Sabes ve Felix Bernard gibi dönemin ünlü güreşçilerini çok kısa sürede tuş ederek Fransız seyircileri hayrete düşürmüştür. Özellikle dünya şampiyonu Sabes’i dört saniyede yenmesi, onun ününü tüm Avrupa’ya yaymıştır.

Organizatörlerin güreşleri uzatmak için yaptığı teklifler, Yusuf tarafından reddedilmiş; daha sonra yavaş güreşmesi istenmiş, ancak o birkaç dakika içinde rakiplerini yine yere sermiştir. Çaresiz kalan organizatörler, onun karşısına iki güreşçiyi aynı anda çıkarmış; Yusuf, Gambier ve Raul adlı bu iki güreşçiyi de kısa sürede mağlup etmiştir. Aynı dönemde Rum Pierri ve İngiliz Tom Cannon’u da yenerek “yenilmez Türk” olarak anılmıştır.

Dinî Yaşamı ve Ahlâkı

Koca Yusuf, gerek spor yaşamında gerek özel hayatında dinî inançlarına sıkı sıkıya bağlı bir kişiliğe sahiptir. Güreşlerinde diz kapaklarını örten şort giymiş, ibadetlerini aksatmamıştır. Yemeğinde helal hassasiyetine büyük önem vermiş; yemek kaplarının domuz yağı veya etiyle temas etmemesi için özel titizlik göstermiştir. Amerika Dönemi ve “Korkunç Türk” Unvanı Avrupa’daki büyük başarısının ardından Koca Yusuf, 1897 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne davet edilmiştir. Burada yaptığı 33 karşılaşmada da galip gelmiş; George Bothner, Ewan Lewis, Dan McLeod ve Tom Jenkins gibi dönemin tanınmış güreşçilerini mağlup etmiştir. Şikago’da dünya şampiyonu Evan Lewis’i iki kez üst üste yenmesiyle “The Terrible Turk” (Korkunç Türk) unvanını almıştır.

Yusuf, maddi kazançtan ziyade vatanını ve milletini temsil etme bilinciyle hareket etmiş, kazandığı paraların kendisi için bir anlam taşımadığını ifade etmiştir. Rivayete göre, Amerika’da kendisine hayran olan zengin bir kadınla ilgili çıkan söylentilere “Ben buraya damızlık gelmedim!” diyerek karşılık vermiştir.

Ailesi ve Türkiye’ye Dönüş Hazırlığı

Koca Yusuf’un eşi Refiye Hanım’dan Mehmet ve Hüseyin adında iki oğlu vardır. Amerika’daki müsabakaların ardından Türkiye’ye dönerek Eyüpsultan civarında bahçeli bir ev almayı, ibadet ve aile yaşamına yönelmeyi planlamıştır.

Trajik Ölümü

Koca Yusuf, 21 Mayıs 1898 tarihinde Fransız bandıralı La Bourgogne transatlantiğiyle New York’tan ayrılmıştır. Ancak 4 Temmuz 1898 sabahı, gemi İrlanda bandıralı Crmartyshire şilebiyle çarpışarak batmış; Yusuf da diğer yolcularla birlikte Atlantik Okyanusu’nda boğularak hayatını kaybetmiştir. Cesedine ulaşılamamıştır. Tanık anlatılarına göre, gemi batarken bir demir parçasının üzerine çıkmak isteyen Yusuf, yer kalmaması bahanesiyle bazı yolcular tarafından engellenmiş ve saldırıya uğramıştır. Bu trajik olay, halk belleğinde efsanevi bir anlatıya dönüşmüştür.

Lakabı ve Kültürel Etkisi

Yusuf, iri cüssesi, güreş yeteneği ve sporcu ahlakı nedeniyle halk arasında “Koca” lakabıyla anılmıştır. Doğduğu köyden ötürü başlangıçta “Kararlı Yusuf”, ardından “Şumnulu Yusuf” olarak tanınmış; 1896’dan itibaren çırağı Erikli Mehmet’e “Küçük Yusuf” denilmeye başlanınca, kendisi “Büyük Yusuf” olarak anılmıştır. Filozof Rıza Tevfik, 1900 yılında kaleme aldığı “Güreşte Avrupa Usulü ile Türk Usulü Arasındaki Fark ve Müşabehet” başlıklı makalesinde ilk kez ona “Koca Yusuf” demiştir.

Anısı ve Anıtları

Koca Yusuf’un anısı, hem Türkiye’de hem de Bulgaristan’da yaşatılmaktadır. Bulgaristan’ın Şumnu bölgesine bağlı Hitrino (Şeytancık) Belediyesi meydanında, heykeltıraş Behçet Danacı tarafından yapılan 4 metre yüksekliğinde, 8 ton ağırlığında bir heykel bulunmaktadır. Heykel, 12 Temmuz 2011 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından açılmıştır.

Edirne Belediyesi’nin katkılarıyla, Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği tarafından 6 Haziran 2013 tarihinde resmî olarak kurulan dernek; Türk güreş geleneğini yaşatmak, Koca Yusuf’un spor ahlakını gelecek nesillere aktarmak ve Türkiye–Bulgaristan dostluğunu güçlendirmek amacıyla faaliyet göstermektedir. Dernek ayrıca, 30 Eylül 2012 tarihinden itibaren Deliorman bölgesinde “Geleneksel Koca Yusuf Güreşleri”ni düzenlemeye başlamıştır.